Self-Check
Meme Kanseri Hakkındaki Esaslar Self-Check Oluşturuldu: 2018-01-06 11:33:14
Görüntü Sayısı: 3970

Meme Kanseri Hakkındaki Esaslar

Amerikalı kadınlar arasında en çok rastlanan kanser türü meme kanseridir. %30 oranında görülme oranı ile meme kanseri (deri kanseri hariç). Yıllık ortalama 192,200 kadına meme kanseri tehşisi konmakta ve 40,200 kadarı bu nedenden dolayı hayatını kaybetmektedir.


Meme Kanseri Hakkındaki Esaslar

Meme kanserinden dolayı ölmuş ve 40 yaşını geçmiş her kadın periodik olarak yıllık mamografi çekimlerini yaptırmış olsalar muhtelen hala hayatta olurlardı. Meme kanserinin önüne geçmek için 20-39 yaş aralığındaki her kadın, 3 yılda bir sağlık profesyoneli gözetiminde meme kanserine karşı muayene olmalı ve her ay düzenli olarak kendi kendilerine meme kontrollerini yapmayı ihmal etmemelilerdir. Bu basit adımları izleyerek kadınlar, meme kanserine karşı erken tehşis ile risk oranını düşürebilir ve buna parallel olarak kolay tedavi edilebilirler. Meme kanserine karşı duyarlılık ve erken tehşis yöntemleri her kadın için ölüm ve yaşam arasındaki çizgi anlamına gelebilir.

Meme kanseri genellikle kadın hastalığı olarak anılsa da; erkeklerde de görülebilmektedir. Her yıl ortalama 400 erkek meme kanserindne dolayı hayatını kaybetmektedir.

Kanser Nedir?


Kanser, hücrelerin anormal gelişiminden kaynaklanan hastalıklar bütünüdür. Normal koşullarda vücudumuzda bölünerek çoğlıp gelişmemizi sağlayan hücreler; ölü dokularla yer değiştirerekmeydana gelen yaraları iyileştirir. Fakat bazen bu hücreler olması gerekenden fazla bölünerek control dışı büyüme sergiler ve tümor olarak da bilinen yığınlar meydana getirir.

Bazı tümörler vücudun diğer bölgerine yayılmaz; fakat vücut fonksiyonlarını aksatabilir ve alınması gerekebilir. Bu tür tümörler iyi huylu tümörler olarak bilinir. Kötü hutlu ya da kanser risiki taşıyan tümörler normal dokuları istila ederek onları yok eder. Hatta ana tümörden ayrılan hücreler vücudun diğer kısımlarına da yayılma gösterebilir. Böylece vücutta kötü huylu tümörler hızla artmaya başlayabilir. Bu aşama yayılma olarak bilnir.

Meme kanseri meme uçları dahil göğsun her bölgesinde görülebileceği gibi genellikle ağrısız yumrular (kistler) renk değişimleri veya memenin üst dış katmanındaki şişmeler ilk belirtilerini gösterir. Meme kanserleri koltukaltındaki lenf düğümlerine ve akciğer, karaciğer, kemik ve beyin gibi vücudun diğer kısımlarına da yayılabilir.

Risk Faktörleri


Çeşitli faktörler bir kadında meme kanseri riskini arttırabilir. Bu risklerden bir ya da daha fazlasına sahip olmak yine de kadının meme kanserine yakalanacağı anlamına gelmemektedir:

40 yaşını özellikle 50 yaşını geçkin olmak.

Geçmişte meme kanserine yakalanmış olmak (bir göğsünüzün zaten geçmişte meme kanserine yakalanmış olması).

Annenizin veya kız kardeşinizin meme kanserine yakalanmış olması (özellikle bu akrabalarınızın iki memesine de menepoz öncesi meme kanseri teşhisi konulmuşsa; sizin da hastalığa yakalanma riskiniz büyük ölçüde artmış demektir).

Hiç çocuk doğurmamak veya 30 yaşından sonar çocuk doğurmak.

Uzun sureli adet dönemleri geçmişine sahip olmak (erken yaşta başlayıp yaşantınızın geç yaşlarında son bulan adet dönemleri)

Aşırı yağlı yeme alışkanlıklarının meme kanseri riskini arttırabileceğine dair bazı kanıtlar mevcut olduğu gibi bazen göğüste beliren bir yara, kadının aklında bir tümör korkusu yaratabilir ancak her yara bir tümör riski taşımamaktadır.

Meme kanseri ve yumurtalık kanserleri ile endometriyum (döl yatağının iç kısmını şekillendiren ince zar) ve kalın bağırsağın aşırı kilo alma ve yeme alışkanlıkları ile bağlantılı olduğu görülebilir. Yumurtalık kanserine yakalanmış bir kadın yüksek meme kanseri riskine de sahip olabilir. Aynı şekilde bir göğsüne meme kanseri teşhisi konulmuş bir kadının da diğer göğsünde, endometriyumunda ve kalın bağırsağında kanserlere rastlanılması olasılığı arttırmaktadır.

Eskiden göğüslerdeki şişkinliklern kadınlarda meme kanseri olma riskini arttırdığına inanılırdı. Fakat günümzde bu durum, şişliklerden alınan doku örneği incelendikten sonra netlik kazanabilmektedir. Yani göğüste oluşan her şişlik kanser riski taşımamaktadır. Göğüslerde şişliklere neden olan fibrokistik değişimin göğüs kanseri ile bir bağlantısı bulunmamaktadır.

Bir veya birden fazla risk faktörü bulunan kadınlar özellikle meme kanserine karşı dikkatli olup; bir sağlık profesyoneli gözetiminde düzenli meme kontrollerini yaptırmalıdırlar. Bütün kadınlar meme kanserinde erken tanı sağlayacak pratikleri alışkanlık haline getirmeye özen göstermelidirler.

Semptomlar


Meme kanserinin en bilindik belirtisi göğüste beliren ve özellikle sürekli aynı yerde bulunan bir yumru veya göğüsteki sertleşmedir. Öte yandan her beş kistin dördünün iyi huylu ve kanser riski taşımadığı da unutmamakta fayda var. Diğer belirtiler ise şişme, kırışıklık veya çukur bölge, kızarıklık veya ciltteki ağrılar olarak sıralanabilir. Meme ucu göğsün içine çekilebilir, kabuklanabilir ve meme ucunun şekli değişebilir. Erken evredeki kanserlerde genellikle acı hissedilmemesine ragmen; adet dönemi sırasında görülen herhangi bir ağrı veya hassasiyet doktora bildirilmelidir.

Tanı

Mamografinin Önemi


Mamogramlar düşük doz x-ray ışınları ile alanında uzman kişiler tarafından bile hissedilmesi çok zor olan göğüslerdeki çok küçük değişiklikleri bulabilirler. Herhangi bir kist oluşmadan once erken evresinde kanseri saptayabilirler. Herbir göğüs için genellikle 2 mamogram kullanılır. Göğüsler alt ve üst kısımda bulunan bu mamogramların arasına yerleştirilir.Prosedür, genllikle 30 dakikadan az bir sürede doktorun muayenesinde, bir radyoloji laboratuvarında veya bir hastanein ayakta tedavi bölümündegerçekleştirilir. En iyi görüntüyü almak için mamogramların arasına sıkıştırılan göğüslerde hafif acı ve baskı hissi meydana gelebilir.

40 yaşına ulaşmış ve meme kanserine dair hiçbir belirti göstermeyen kadınlar bile her yıl mamografi ile kontrollerini ihmal etmemelidirler. Bununla beraber şayet göğüslerinde bir yumru veya diğer meme kanseri semptomlarına sahip kadınlar doğrudan doktorla iletişime geçmelidirler. Sonuçlar bir kistin kasner riski taşıyıp taşımadığını göstermeyecektir; bu sadece bir biyopsi uygulaması ile öğrenilebilir. Fakat,bu sonuçlar sizleri göğsünüzdeki muhtemel diğer kistler hakkında haberdar edecektir. Göğsünüzün biri yada bir kısmı alınsa bile; yineleyebilecek muhtemel bir kanser riskini izleyebimek için diğer göğsünüzün meme kontrollerine bu yolla devam edilmelidir.

Mamografiler elle hissedilemeyecek kadar küçük yumruları tespit edebilmelerine ragmen, herşeyi göstermekte yetersiz kalabilirler. Saptanabilecek kanserler, ortalama %10 ile %15 arasında bir mamogramda görülmeyebilir. Bu nedenle kadınlar için bir sağlık profesyonele düzenli olarak meme kontrollerini yaptırmak oldukça önem arz etmektedir.

Profesyonel Meme Muayeneleri ve Kendi Kendine Meme Kontrolü


Klinik bir meme muayenesi, doktor, hemşire veya asistan doktor gibi sağlık profesyonellerince uygulanan fiziksel meme muayenesine denilmektedir. Sağlık profesyoneli, parmaklarının iç kısmını kullanarak nazikçe göğüsleri elle control eder. Göğüslerin şekline, yapısına, herhangi bir yumrunun konumuna ve varsa bu yumruların cilde yakın mı yoksa daha uzak bir konumda derin dokular mı bağlı olduğuna dikkat edilir. 2 kolun altındaki alanlar da aynı zamanda muayne edilir. 20-29 yaş aralığındaki kadınlar her 3 yılda bir klinik meme muayenesinş yaptırmalıdırlar. En verimli sonuçlar için, bu muayene, kadına mamografi uygulanan zaman yakın olmalıdır.

Göğüs yumruları sık sık kadınlar tarafından kendilerince veya seks partnerleince keşfedilir. Kadınlar için bu yumruları erken keşfetmenin önemli bir yolu da kendi göğüslerini tanımaya zaman ayırmalarıdır ve sonra herhangi bir belirtiyi gözlemleyebilmek için aylık olarakkendi meme kontrollerini yapmalarıdır. Göğüslerinde herhangi bir yumru vey değişiklik farkeden bir kadının hemen dokturu ile konuşması önerilmektedir. 20 yaşın üzerindeki kadınlar ayda bir göğüslerini muayene etmelidirler. Hala adet görenler için en iyi zaman, adet dönemi başladıktan 7-10 gün sonraki göğüslerin en az hassas olduğu zamandır. Menepozlu kadınlar kendi meme muayenelerini ayın herhangi bri zamanında yapabilirler. Ek olarak, herhangi bir takvimi basitçe işaretleyerek, muayene günlerini kendilerine hatırlatabilirler.

Meme Kanerinin Teşhisi


Meme kanserini teşhis etme süreci, hastanın tıbbi geçmişini incelemek ile başlar. Bu da kadının kişisel ve aile geçmişinde meme kanserine veya diğer tıbbi sorunları hakkında bilgi toplamayı amaçlar. Doktor iki memede de yumruları, şişlikleri, memedeki veya meme ucundaki şekilsel değişiklikleri ve koltukaltındaki, boyundaki lenf bezilerini dikkate alarak muayene eder.

Mamogramlar her iki meme için de uygulanır. Bazen mamagromların birinde saptanan bir yumru, kadının tekrar doktora gitmesi için bir neden oluştursa da daha net bir tetkik için ikinci kez bir mamogram çekilmesi gerekebilir.

Asıl amacı kistleri saptamak olan ve görüntüler üretebilmek için yüksek frekanslı ses dalgaları kullanan Ultrason da uygulanabilecek yollardan biri olarak gösterilebilir.

Doktor, meme kanseri şüphesini doğrulama yolunda, hastaya biyopsi (parça alımı) uygulayacaktır. Biyopsi kanser hücersinin bulunup bulunmadığını anlamanın en kesin yöntemidir. Bu yöntem için daha estetik olan ince iğne aspirasyonu olarak bilinen prosedür de uygulanablmektedir. Oldukça ince bir iğne ile küçük bir parça doku örneği almak için yumrunun içine sokulur. Normal iğne biyopsisi, ince iğne biyopsisi ile benzerlik gösterir; fakat biraz daha geniş bir iğne ileortalama 1/16 inç genişliğinde, 1/2 inç yüksekliğindeküçük bir doku örneği alınabilir. Bu testler doktorun muayenesinde, hastanenin ayakta tedavi bölümünde ve kliniklerde kolayca uygulanabilir. Bu testler kesinlik arz ederken; iğnenein düzgünce yerleştirilmeyip tümörü ıskalama şansı ve bunla beraber hasta doku yerine normal göğüs dokusu örneği alma olasılığı da her zaman mevcuttur. İğne biyopsisi herhangi bir kanser belirlemese bile kistin tamamı veya bir kısmı cerrahi yollar ile alınıp, ilerde gerçekleşmesi muhtemel kanser riski ortadan kaldırılabilir. Bu test, yumrunun gerçekte kanser olduğunu gösterirse, teşhis konulur ve tedavi sürecine başlanır.

Günümüzde birçok kadın ve onların doktorları herhangi bir tedaviden ayrı olarak her ihtimale karşı biyopsi yaptırmayı tercih ediyor. Böyle durumlarda biyopsi genellikle lokal anestezi kontrolünde ayakta tedavi yöntemi olarak kullanılıyor. Böylece kadınlar uyanık iken müdahaleye tanıklık edebiliyorlar. Şayet biyopsi sonuçları kafının kanser olduğunu orataya çıkartırsa, hasta, doktoru ile muhtemel tedavi yöntemlerinin tartışabilir. Biyopsi ve temel tedavi birbirinden farklı 2 prosedür olduğundan dolayı bu durum "2 aşamalı yöntem" olarak adlandırılır. Tedavi sürecine kadar kısa bir ara verilmesinin uygulamaiçin bir sakıncısı bulunmamaktadır. Öte yandan bazı kadınlar "tek aşamalı" yöntemi tercih etmektedir. Bu yöntemde kadına genel anestezi uygulanır. Doğal olarak kadının bilinci uygulama esnasında kapatılır. Doku örneği anında dondurulur ve mikroskop altında inceleme yapıp hastanın kanser olup olmadığını anlamak için hastahane laboratuvarına götürülür. Eğer örnekte kanser hücrelerine rastlanır ise, kadının onayı ile cerrahi süreç başlatılabilir.


Yumrunun iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olduğuna karar vermenin yanı sıra biyopsi birçok türde meme kanserrini de ayırt etmeye yardımcı olur. Bazı türlerin memeye yayılma olasılığı daha düşüktür ki bu türlere en iyi tedavi yöntemleri uygulanabilir. Biyopsi örneği ile yapılan testler aynı zamanda durumun pozitif hormon reseptörü olup olmadığına yani bir hormon testine muhtemel yanıt verip vermeyeceğine göre de karar verilebilir.


Tedavi


Meme kanserini tedavi için birkaç farklı yöntem tercih edilebilir, fakat ana tedavi yöntemi genellikle kanserli bölge ile koltukaltında bulunan ve lenf nodu disseksiyonu olarakta bilinen lenf nodu örneğini cerrahi yollarla alarak kanserin yayılma gösterip göstermediği kontrol etmektir. Sentinel lenf nodu biyopsisi olarak da adlandırılan yeni prosedür, son zamanlarda lenf nodu disseksiyonuna oldukça tercih edilmektedir. Bu yaklaşım koltukaltından lenf nodu aldırmak zorunda olan kadınların sayısının azalmasına yardım edebilmektedir.


Şayet kanser çok fazla yayılmış ve alınması durumunda ölüm riski oluşturuyorsa veya hasta cerrahiye fazla hassas ve zayıfsa ameliyat gerçekleşmeyebilir. Genellikle özel tedavi yönteminin seçimi meme kanserine türüne, hastalığın ne aşamada olduğuna, kadının yaşına ve genel sağlık durumuna bağlıdır. Hastanın tedavi yönteminin muhtemel yan etkilerini kabul etmesi ya da klinik deneyler olarak da bilinen deneysel programlara katılması da tedavinin yönünü etkileyebilir.

Yeni meme oluşturulması ile ilgilenen bir kadın, tedavi başlamadan önce bu kararını doktor ile paylaşmalıdır. Yeniden meme oluşturma planları eğer meme alınacak ise uygulanan cerrahi operasyonun türünü etkileyebilir.
Ne tür bir tedavi yöntemi uygulanacağına karar verme aşamasında olan bir kadın; eşi, sevgilisi,(seks partneri), yakın arkadaşları, aile üyeleri ve belki de en önemlisi hastalığın gidişatından haberdar doktoru ile bu konuyu konuşup birlikte karar verebilir.


Cerrahi bir prosedür seçmek


Meme kanserini müdahale etmek için uygulanan ameliyatın amacı, sağlıklı meme dokularının büyük bir kısmını koruyarak ve kadına dış görünüş açısından da mümkün olan en iyi sonuçları sunarak bütün tümörü ve etrafındaki hastalıklı dokuları ortadan kaldırmaktır. Böyle bir ameliyat kana ve lenf bezlerine karşımış kanserli dokunun oluşturacağı riskleri tamamen yok edemez. Buna önlem alabilmek için diğer tedavi yöntemleri olan kemoterapi ve hormanal tedavi tercih edilir. Kanser uzmanları öte yandan bütün hastalara kemoterapi uygulanıp uygulanmaması konuşunda hemfikir değilllerdir. Çünkü bütün hastalar aynı tedavi yöntemlerine uygun olmayabilirler. Bu durum hasta, ailesi, hastanın onayladığı arkadaşları ve doktorı ile paylaşılıp dikkatlice bir karara varılmalıdır.

Meme kanserini tedavi etmek için birçok farklı tedavi yöntemi kullanılmaktadır.


Lumpektomi. Yumru ve onu çevreleyen doku ve koltukaltı lenf bezlerinin bir kısmı cerrahi müdahele ile alınır ve biyopsi ile kanserin yayılıp yayılmadığı tespit edilir. Lenf bezilerinde herhangi bir kansere rastlanamzsabile, lumpektomide her zaman tedaviyi takiben kemoterapi uygulanır. Büyük tömörlere ve özellikle küçük göğüslere sahip kadınlar için lumpektomiönerilmez. Ameliyat sonrası göğüslerin büyüklüğündeki fark oldukça belirgin olabilir. Rekonstrüksiyon için mastektomi (memeyi kesip alma) kadınlara daha iyi bir görünüm sunabilir.
Kısmi veya Bölgesel Mastektomi. Tümör, meme dokularının bir kısmı ve koltukaltı lenf bezileri alınabilir ve radyosyon terapisi uygulanır.


Basit veya Bütün Mastektomi. Memenin tamamı alınır. Erken evredeki kanserler için sık sık bu yönteme başvurulur. Diğer durumlarda radyasyon terapisi uygulanır. Genellikle birkaç lenf bezisi alınır.


Modifiye Radikal Mastektomi. Bütün mene, koltukaltı lenf vezileri, göğüs kaslarının üzeri alınır. Eğer kadın, kanserinin tekrarlamsı olasılığına sahip ise radyosyon terapisine başvurulur. Modifiye radikal mastetomi sonrası estetik cerrahi yolu ile yeni meme olşturulmasını planlayan bir kadın, mastektomi öncesi plastik cerrahiye başvurmalıdır. Memeyi alma işlemi, tümörün nerede olduğuna ve cerrah tarafından uygulanacak yönteme bağlıdır. Memenin aşağı-yukarıdansa bir uçtan diğer uca kesikerek alınması bir kadına düşük yaka kıyafetler giyme olanağı sağlayabilir.


Radikal Mastektomi. Radikal Mastektomi bütün memenin, lenf bezilerinin ve memenin altıdaki göğüs duvarı kaslarının tamamının alınmasına dayanır. Geçmişte oldukça yaygın olan bu yöntem, günümüzde artık nadiren tercih edilmektedir.


Lenf ödemi veya kolların şişmesi, bu yöntemin muhtemel yan etkileri olarak gösterilebilir. Kadınlara önerilen ve lenf ödeminin yan etkilerini azaltmaya yardımı olacak bazı önlemler de bulunmaktadır. Kollarında Herhangi bir şişme, gerilme veya acı hissiyle karşılaşan kadınlar, kendi doktorlarına bu durumu acilen bildirmelilerdir.


Radyasyon Tedavisi


Radsayon terapisi, az miktarda diğer sağlıklı hücerelere zarar verse de, kanser hücrelerini ortadan kaldırmaktır. Meme kanseri tedavisinde radysayon, genellikle bir kumpektomi yada kısmi mastektomi sonrası uygulanmaktadır.

Geçtiğimiz birkaç yıldır birçok kadın bütün memenin alınması yerine lumpektomi ve radyasyon tedavisini tercih etmektedir. Çalışmalar da meme etrafına yayılma göstermeyen küçük tümöre sahip kadınlar için lumpektomi ve onu takiben radyasyon tedavisinin, bütün memeyi almada elde edilen kadar başarı sağlandığını kanıtlamıştır. Şayet kadın yüksek oranda meme kanseri tekrarlama riskine sahip olsa bile, mastektomi sonrası radyasyona genellikle ihtiyaç duyulmaz. İleri aşamada kansere sahip kadınlar için radyasyon tümörü daha küçük hala getirerek ameliyatı kolaylaştırabilir yada kanserin kemiklere yayılması sonucu oluşturduğu acıyı hafifletmek için kullanılabilir.
Radyasyon terapisi, müdahale edilen bölgedeki deride yanık görünümü oluşturabilir, fakat bu durumun gündem güne azalma göstererek bronz ten görünümüne büründüğü söylenebilir. Deri kabarabilir ve lumpektomi ve kısmi mastektomi sonrası radyasyon alan kadınlar için memelerde sıkılaşma ve küçülme görülebilir. Eğer sıvı takviye edilirse daha geniş görülülebilir.


Kemoterapi


Kemoterapi, enjeksiyon ile yada ağızdan alınan kanser önkeyici ilaçlarla uygulanan bir tedavi yöntemidir. İlaçlar kan dolaşımı yoluyla bütün vücuda yayılır. Sık sık kanser önleyici ilaçların bir kombinasyonu kullanılır çünkü tek ilaçtansa birçok ilacın bir arada alınmasının daha atkili olduğu kanıtlanmıştır. Kemoterapi, iyileşme sağlanması için tedavinin her döneminde belirli aralılarla hastaya uygulanır. Kemoterapi programı genellikle 6 ayı kapsamakta 4-9 ay arası değişkenlik göstermektedir. Kemoterapi büyük ölçüde meme kanserinin tekrarlama riskini azaltmaktadır.


Kemoterapinin yan etkileri kullanılan ilacın türüne, miktarına ve kullanım süresine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. Geçici yan etkiler bulantı, kusma, iştah kaybı, saç dökülmesi ve ağızda ekşime olarak sıralanabilir. Hastalarda aynı zamanda bunların yanı sıra yüksek oranda enfeksiyon riskine, yaralanmalar veya küçük kesikler sonrası yoğun kanamalara, halsizliğe ve adet döngüsünde değişmelere rastlanabilir.
Kemoterapinin yan etkilerine çözüm olabilecek bazı önlemler bulunmaktadır. Örneğin, bulantı ve kusmayı azaltacak bazı ilaçlar kullanılabilir. Doğal yollarla oluşan ve büyüme faktörleri olarak da adlandırılan maddeler içeren bir grup ilaç, kemoterapi sonrası hastanın kemik iliğinde oluşan sorunların iyileşmesine yardım edebilir ve düşük kan sayımı sonucu meydana gelebilcek sorunları da tedavi edebilir.


Hormonal Tedavi


Yumurtalık tarafından üretilen östrojen hormonu, bazı meme kanserlerinin gelişmesine neden olabilir. Antiöstrojen tamoksifen ilacı sık sık meme kanserinde Kullanılan bir tedavi yöntemidir. Genellikle 5 yıl boyunca günlük olarak hap formunda alınmaktadır. Çalışmalar tamoksifenin meme kanserinin tekrarlama oranını düşürebildiğini göstermiştir. Yan etkiler ani ateş, kilo kaybı, ruh halinde değişkenlik, kanda pıhtılanma ve katarakt olarak sıralanabilir. Fakat unutulmamalıdır ki %100 iyileşme oranı ile bu kanserler erkenden teşhis edilebilmektedir.


Meme Rekonstriksüyonu (Yeniden Meme Oluşturma)


Her ne kadar bazı kadınlar mastektomi sonrası protez veya bazı göğüs kalıpları giyerek tatmin olsalar da bazılarında bu durum görülmez ve meme rekonstriksüyonuna ihtiyaç duyulabilir. Yıllar önce yeterli yöntem ve materyal bulunmazken günümüzde birçok kadın mastektomi sonrası başarılı estetik cerrahi uygulamaları ile yeniden yapılandırılmış memelere sahip olabilmektedir.


Mastektomi uygulanan hemen hemen her kadın günümüzde meme rekonstriksüyonuna başvurmakta. Yeni bir meme kalıbı yaratmak için plastik cerrahlar deri altına tuzlu ya da silikon jel yerleştirmekte veya memeyi oluşturabilmek için kadının kendi vücudunun herhangi bir yerinden dokular kullanmaktadır. Yeni bir meme ucu ve meme başı çevresi de oluşturulabilmektedir. Rekonstriksüyonu bir kaç ay beklemektense mastektomi sırasında da uygulanabilir. Şayet ameliyat esnasında memeyi oluşturacak yeterlilikte deri ve kan yok ise kalıcı protezi yerleştirebilmek için deri yeterince esneyene kadar balon görünümlü bir alet deri altına yerleştirilebilir ve zaman içinde azar azar tuz enjekte edilip şişirilebilir.
Rekonstriksüyon ile ilgilenen bir kadının, ameliyat öncesi bu durumu doktoruna ve estetik cerrahına bildirmesinde fayda vardır.


Yineleyen meme kanserinde izlenecek yol ve tedaviler


Meme kanseri tedavisi gören kadınlar, üstesinden gelinmiş bir meme kanserinin 30 yıl sonra bile yeniliyebileceklerini göz önünde bulundurarak, hayatları boyunca tedavi sürecini takiben yapılacak muayenelere devam etmelidirler. Bir kadın bu muayenelerin ne sıklıkla yapılacağını kesinlike doktoruna danışmalıdır. Bu muayenelerin sıklığı, genellikle meme kanserinin türüne, bulunduğu aşamaya, tedavi yöntem,ne ve kanserin yeniden ortaya çıkma riskine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir.


Yineleyen meme kanserleri genellikle tedavi edilebilmekte fakat iyileştirilememektedir. Öte yandan Lumpektomi ve radyasyon tedavisi uygulanmış bir kadının aynı memesinde kanser yinelerse, mastektomi uygulanatak başarı elde edilebilir. Diğer hastalar için kanserin yayılması sonucu kemiklerde meydana glen acıyı dindirebikmek için radyasyon tercih edilebileir. Aynı zamanda Kanserin yayılmasını kontrol altına alabilmek için bir kadın, kemoterapi ve/veya hormonal terapi ile tedavi edilebilir.


Bulgular


Meme kanserini yenen hastaların sayısı, teşhisin ilk konulduğu zamandaki tümörün büyüküğüne ve memeye yayılıp yayılmadığına bağlıdır. Sadece memelerinde kanser olan kadınlar dikkate alındığında, göreceli olarak 5 yıl daha yaşama oranı 1940 larda yüzde 78 iken, günümzde bu oran yüzde 97 lere ulaşmıştır. Şayet meme kanseri bir kaç hücreyi kapsayacak kadar küçük bir alana yayılmış ise, tedavide başarı oranı yüzde 100 dür. Fakat kanser memenin etrafındaki bölgeye yayılmış ise 5 yıl daha yaşama oranı yüzde 76 olarak lanse edilmektedir. Kanserin yayılma alanının geniş olduğu kadınlar için ise bu oran yüzde 21 lerde seyretmektedir.


Geleceğe dair beklentiler


Dünya genelindeki araştırmacılar kanseri kolayca teşhis edebilmek, erken kanser döneminin doğası hakkında daha çok bilgi edinebilmek ve daha etkili tedavi kombinasyonları geliştirebilmek için yeni yollar aramaya devam etmektedirler.

Meme kanserininin hayatları tehdit edecek boyuta gelmesini önlemek için uzmanlar, 40 yaşına girenlerin yıllık mamogramlarını ve bir sağlık profesyonelcine meme muayenelerini yaptımalarını; 20 yaşından itibaren aylık olarak da kendi meme kontrollerini gerçekleştirmeleri öneriyor. Hatırlatılması gereken diğer önemli noktalar ise:


Eğer memenizde bir yumru veya herhangi bir alışık olmadığınız durum farkederseniz, lütfen mümkün olduğunca yakın zamanda doktorunuza başvurunuz.


  • Eğer yüksek oranda meme kanseri riskine sahipseniz, daha sık meme muayenelerine ihtiyacınızın olup olmadığını domtorunuzla konuşunuz.
  • Eğer tedavi tavsiye edilmişse, lütfen ertelemeyiniz.

Bu yazı Self-Check tarafından yazıldı ve 3970 kere izlendi.


Yorumlar

Yükleniyor...